Müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2011 Pazartesi

Ürdün'de Bir Osmanlı Kenti: Salt

Ürdün'de Amman ne de olsa biraz hayal kırıklığı yaratmıyor değil! Sürekli bir inşaat, trafik gürültüsü, evler yeni, herşey modern, bazı sokaklar güzel ama yine de bir başkentin tarihsel derinliğini insan bulamıyor burada (sözüm kaleden dışarı tabii!)..Aradığım o eski, otantik atmosferi As-Salt adlı küçük kentte buldum. Burası özellikle 19. yüzyılda gelişen ticaret nedeniyle küçük bir kasaba olmaktan çıkıp önemli bir merkez haline gelmiş ve özellikle Osmanlı Dönemi'nde kente inşa edilen her biri birer mimari harikası yapılar ve pazarın bulunduğu Hamam Sokağı burayı sevilesi, beğenilesi ve sokaklarında gezilesi bir yer yapıyor..

Maalesef Salt'da sadece iki saat kalabildik ama daha uzun kalıp buradaki atmosferi daha çok içime çekmek isterdim. Kentteki Osmanlı Dönemi yapıları Japon Geliştirme Fonu'nun sağladığı milyon dolarlık bir koruma programı ile koruma altına alınmış ve en büyük bina olan bir tüccar villası müzeye çevrilmiş. Ürdün'e gelecek biri varsa mutlaka bu kenti ziyaret etmeli ve kesinlikle buradan benim kaldığımdan daha uzun kalmalı.

İşte Salt'tan manzaralar:
Hamam Sokağı'na giriş, burası pazar yeri, önde saat kulesi..

Pazaryeri bana Kemeraltı'nı anımsattı..Binbir çeşit şeyin satıldığı küçük küçük dükkanlar..

Pazarda çeşitli otlar satan teyze..

Hamam Sokağı'nın genel görünümü ve cami minaresi..

19. yy evlerinden birinin giriş kapısındaki sütun başlıkları. Çok zarif değil mi?

Buradaki arkadaşlar bana Salt'ta üretilen tütünü ve nasıl içildiğini anlatıyorlar. Hatta bana özel Ottoman kağıdını kullanarak nasıl sigara sarılacağını da bizzat gösterdi.

Pazarda çeşitli hububat..

Burası Japonların finanse edip bir kent müzesine çevirdiği gösterişli tüccar saray yavrusu. Kral Abdullah I (Ürdün'ün ilk kralı) bile Salt'a geldiğinde burada kalmış.

Müzenin içindeki fotoğraflardan birinde Osmanlı kaymakamı ve Salt'ın önemli çeşitli erkanı görülüyor..

Müzede Atatürk ile Kral Abdullah'ın muhabbet ederken çekilmiş fotoğrafı da görülebilir..

Evin odalarından birinden kent manzarası..


Kentin sokaklarından birinden müzenin görünümü..


1 Nisan 2011 Cuma

Atina'daki Kiklad Sanatı Müzesi

Atina'daki birçok müze içinde pek öne çıkmayan ama bir Ege prehistoryacısı için pek mühim özel bir müze burası. Özel bir koleksiyondan oluşan müzede yüzlerce Kiklad Kültürü'ne ait buluntuların dışında, Kıbrıs prehistoryası ile ilgili bir bölüm de var. Özellikle Kıbrıs bölümündeki eserler çok ilgimi çekti, sadece kitaplardan ve resimlerden bildiğim bir çok ilginç bulutunun burada karşıma çıkacağı aklıma hiç ama hiç gelmezdi!

Bu müzeye mutlaka gidilmeli! Cycladic Art Museum, büyükelçiliklerin olduğu caddede ve arkeologlara bedava!
Kıbrıs'ta Orta Kalkolitik Dönemin tipik pikrolit taşından yapılma figürinleri.

Kıbrıs Erken Tunç Çağı'na ait fantastik bir kap..

1 adet Kilya Figürini, tam nerede bulunduğu bilinmiyor..

İyi korunmuş bir Kiklad figürini

Gördüğüm en büyük Kiklad Figürü, aslında heykeli. Boyu 1.40 cm!! Bildiğimiz heykel yani, çok çok etkileyici..

19 Mart 2011 Cumartesi

Melos ve Arkeoloji

Melos Arkeoloji Müzesi oluyor efendim burası! Küçük ama şirin, öenmli buluntular var, mesela Milo Venüs'ünün bir kopyası, ya da Phylakopi yerleşmesi buluntuları..


Milo Venüs'ünden geriye kalan sadece bu aptal tabela! İşte burada bulunmuştu gibisinden! Harika!

Bilindiği gibi, Milo Venüsü Fransızlar tarafından kaçırılıyor, gerçeği tabii ki Louvre'da, günde binlerce kişi tarafından hayretle ve saygıyla izleniyor, Melos'a kalan ise sadece bu kopya.

Bir prehistoryacı tabii bu adada ilgilendiren şey -obsidyenlerin dışında- Phylakopi (Filakopi) yerleşmesi. Bilindiği gibi, adaya Neolitik'in başından beri uğranmış olsa da, gerçek anlamda ilk köy yerleşmesi Erken Tunç Çağı'nda ortaya çıkıyor..Ya da şimdilik böyle biliniyor..


Sizlere burada Phylakopi (Filakopi) Tabakalanmasını vermek isterim:

0: Erken Kiklad Dönemi I                    MÖ 3300-2300          Kiklad figürinleri, boyalı çanaklar
I: Erken Kiklad Dönemi II-III              MÖ 2300-2000          Kiklad figürinleri, boyalı çanaklar
II: Orta Kiklad Dönemi                        MÖ 2000-1600          Minos etkisi, gri minyas
III: Geç Kiklad Dönemi                       MÖ 1600-1400          Linear A tableti
IV: Miken Dönemi                               MÖ 1400-1100          GHIIIA+B çanakları, mühürler etc.


Phylakopi'den Erken Kiklad Çanak Çömlekleri

Adamas-Nihi'deki obsidyen kaynağı..

Obsidyen atölyesi (Adamas)

Obsidyen yatağı olan tepenin genel görünümü, üzerinde küçük bir deniz feneri var..

Bol bol çekirdek var buralarda, özellikle prizmatik olanlar..

Çeşitli obsidyen aletler yada artıklar..

Çeşit çeşit obsidyen yongalar, aletler..

Halen ahır olarak kullanılan bir kaya barınağı, obsidyen kaynağının üzerinde..

Adamas'taki kumsalda da bol bol obsidyen var, tabii bir de çeşit çeşit deniz kabukluları..

Phylakopi'deki Miken Dönemi sur duvarları, siyah renkli volkanik taşlara dikkat!

Phylakopi yüzey buluntularından örnekler..

Phylakopi'de bir adım daha atsan denize düşeceksin, o yüzden çok dikkatli ol!

Phylakopi'deki büyük megaron yapısının duvarları..

Phylakopi'nin genel görünümü, önde büyük megaron yapısı..

Phylakopi obsidyen buluntuları, genel yüzeyden toplama. Tabii ki bunların hiçbirini almadım, yanlış anlaşılmasın.

10 Mart 2011 Perşembe

Miken Medeniyeti'nin Başkenti: Mykene

Bugün benim için çok heyecan verici Mykene'ye gittik. Şimdiye kadar hep derslerden yada resimlerinden bildiğim bu önemli Tunç Çağı kalesini bizzat görebilmek, koklamak ve hissetmek olağanüstüydü. Mykene, sarayıyla, aslanlı kapısıyla, kiklop tarzı sur duvarlarıyla, yeraltına merdivenle açılan sarnıcıyla, mezar kompleksleriyle, tholos mezarlarıyla tam bir 'highlight'!

Mykene'nin ünlü aslanlı kapısı. Kafamda canlandırdığımdan çok daha anıtsal bu kapıyı görünce tüylerim diken diken oldu. Miken kalelerini gezerken ister istemez hep Hitit Krallığı'nı ve Hattuşa'yı düşünüyorum. Zamanın iki önemli politik gücü..
Bu kapının önünde bir resmim olması gerek diye düşündüm.
Aslanlı Kapıdan içeri girer girmez anıtsal mezar kompleksi göze çarpıyor. Schliemann'ın kazdığı kral mezarları buradan, bu yapı o dönemde de çok etkileyici olmalıydı.
Mykene saray yapısının içi
Mykene'deki sarnıç, kaygan taşlı ve el feneri olmadan girilemeyecek bir yer.
Mykene'deki kale girişlerinden küçük olanı
Mykene'deki müzede sergilenen büyük figürinler
Öküzgönü ingot parçası
Mykene'nin uzaktan görünümü
Çok çok etkileyici bir Miken tholos mezarı. Bilindiği gibi Miken tholos mezarlarına uzun bir koridor yapısıyla giriliyor ve içerideki kubbe 'arı kovanı' şeklinde bindirme taşlarla inşa ediliyor. Bu mezarın içindeki arı kovanı çatının yüksekliği 15 metreydi!!
Çok korkutucu bir akustiği olan mezar yapısının içi

Argolis'in en önemli Miken Dönemi Kalelerinden Tiryns

Son birkaç gündür Argolis'teyiz. Mora Yarımadası'nın bence en güzel köşesi burası. Daha önce Mora Yarımadası'nı hep homojen bir coğrafi parça olarak düşünmüştüm ama meğersem çok yanılmışım. Olympia ve çevresi (yarımadanın kuzeybatısı) daha çok Balkanlar'ı andırıyor, Sparta ve çevresi özellikle karasal iklime sahip ve yüksek dağlarla çevrili, izole bir yapıya sahip. Argolis ise (yarımadanın kuzeybatısı) tam Egeli, hem muhteşem kıyılara sahip, bol girintili çıkıntılı, kayalık hem de çok verimli ovalara sahip. Argolis Körfezi'ne açılan ovayı görünce -şimdi portakal bahçeleriyle dolu- neden Mycene, Tiryns yada Argos gibi önemli Miken Dönemi ve sonrası kentlerinin burada aşırı zenginleşerek hem ticaretle hem tarımla gül gibi yaşayıp gittiklerini anlıyorsunuz.

Tiryns'e gelince: Tiryns en çok Geç Miken Dönemi (MÖ 12. yy) saray yapısı, güçlü sur duvarları ve çeşitli kale yapılarıyla ünlü. Ama aslında 120 yılı aşkın bir süredir devam eden kazılarda Geç Neolitik Döneme, Erken ve Orta Hellas Dönemi'ne ait Ege prehistoryası için önem taşıyan çeşitli mimari buluntular da kazılmış. Kazı tarihçesinde -tabii ki olmazsa olmaz- Schliemann ve Dörpfeld'in isimlerini anmadan olmaz. Şu sıralar ise kazılar DAI Atina ve Heidelberg Üniversitesi'nden Prof. Joseph Maran ve ekibi tarafından yürütülüyor. Tabii ki her zaman olduğu gibi ilk gelen en önemli en görkemli binaları kazmış..

Tiryns'de Miken Dönemi öncesi için önem taşıyan ilk yapı Erken Hellas Dönemi'ne tarihlenen (MÖ 2400-2300) oldukça garip bir plana sahip yuvarlak planlı yapı. Bu binanın kalıntıları Miken Dönemi sarayının altında kaldığı için yalnızca küçük bir bölümü kazılabilmiş durumda. Bu yapının planı çok tuhaf ve tam olarak işlevi tespit edilebilmiş değil, diğer yandan bu binaya benzer herhangi bir yapı Ege'de kazılmış değil!

Tiryns'deki ilginç plana sahip Erken Hellas Dönemi yapısının bugünkü görünümü.

Orta Hellas Dönemi'nde (MÖ 2000-1600) kale sur duvarlarıyla çevriliyor, çeşitli binalar inşa ediliyor Tiryns'de ama malesef Geç Tunç Çağı tabakaları bu kalıntılarını tahrip etmiş durumda, o yüzden genelde keramik buluntuları ile temsil ediliyor ve Orta Hellas Dönemi için kale yerleşmesinin bir canlandırmasını mümkün gözükmüyor. Erken Hellas Dönemi'ne ait başka yapılar ise Aşağı Kale'de (Unterburg) kazılmış durumda. 

Kalenin en görkemli en parlak dönemi Geç Hellas Dönemi'nde yaşanıyor (MÖ 1600-1050). Şu an kaleye çıkınca görülen kiklop tarzı sur duvarları 4 farklı aşamada 14.-12. yüzyıllar arasında inşa edilmişler..Kalenin en ilgi çekici bölümü saray yapısının olduğu yer. Saraya giriş sütunlarla çevrili bir avludan sağlanıyor, büyük megaron yapısının ortasında yuvarlak planlı büyük bir ocak ve onu çevrelyen 4 tane sütun yer alıyor. Saray duvarlarını ve tabanını süsleyen rengarenk freskleri ve döşemeleri gözünde canladırınca burasının gerçekten çok etkileyici bir yapı olduğunu anlıyorsunuz. Yukarı Kaledeki ilginç yapılardan biri Galeri olarak adlandırılan, Hattuşa'daki poternlere benzeyen içinde düzenli aralıklarla açılmış nişler bulunan tüneller. Tiryns'de bunların savunma amacıyla değil, besin depolamak için kullanıldığı öneriliyor.

Miken Dünyası için çok önemli bir kale yerleşmesi Tiryns. Geç Tunç Çağı'nda denize sadece 1 km uzaklıkta ve verimli bir ovaya hakim ideal bir konumda. Mycene'ye ise sadece 15 km uzaklıkta..

Tiryns Aşağı Kale'deki apsidal evin temelleri. Otlardan fazla bir şey gözükmüyor malesef..

Tiryns'in bir de aşağı kale bölümü var. Burada kült alanı, metal işlikleri ve o dönem ticareti ile ilgili çeşitli bulgular elde edilmiş. Aşağı Kale'nin en ilginç mimari konstrüksiyonu ise kalenin  tatlı su ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak inşa edilmiş 'syring' olarak adlandırılan sarnıç. Melissa sayesinde buranın içine girip görebildik.

Tiryns'deki saray yapısı içindeki büyük megarona giriş..
tiryns'deki saray yapısı içindeki büyük megaron. Bu fotoğrafta ayrıca sütun altlıklarını görmek mümkün. Sütunların ortasında ise işaretlenmiş olarak büyük bir ocak yer var. Duvara dayanmış olarak ise kralın tahtı bulunmuş..
Yukarı Kaledeki Galeri. Bu yapı tekniği olarak Hattuşa'daki poternleri andırsa da işlevsel olarak savunma amaçlı değil, besin depolamak için inşa edildiği düşünülüyor.
Tiryns'in ünlü Geç Miken Dönemi kiklop tarzı sur duvarları (MÖ 12 yy.)
Tiryns'de yukarı kaleye giriş, sur duvarlarının arasındaki kapı
Tiryns sur duvarları..
Miken Dönemi baskı mühürleri, Tiryns'den..
Tiryns'de bulunan Linear B tabletlerinden örnekler..
tiryns buluntuları Napflio Müzesi'nde sergileniyor. Burada görülenler Tiryns Aşağı Kale'deki kült alanında bulunmuş olan büyük figürinler
Tiryns'den sos kapları (Erken Hellas II Dönemi- MÖ 2500)
İlginç bir Miken Dönemi figürini..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...